7582 sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”, 04.06.2026 tarihli ve 33270 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.
Kanunla; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 7338 sayılı Veraset ve intikal Vergisi Kanununun, 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu, 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun ve 7412 sayılı İstanbul Finans Merkezi Kanunu gibi birçok vergi ve yatırım düzenlemelerinde önemli değişiklikler yapılmıştır.
Kanunla yapılan düzenlemelerin ana başlıkları ve öne çıkan hususlar aşağıda bilgilerinize sunulmuştur.
Amme Alacaklarının Tecil Süresinin ve Teminat Tutarının Artırılması
Kanun‘un 1. maddesiyle; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48. maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle bu madde kapsamında zor durumda bulunan ve tecil talebinde bulunan amme borçlularına yapılacak tecil/taksitlendirmede azami 36 ay olan tecil süresi 72 aya çıkarılmış, teminatsız tecil uygulamasına konu olacak alacak tutarı 250.000 TL’den 1 milyon TL’ye yükseltilmiştir.
Yurt Dışından Elde Edilen Kazanç Ve İratlar İçin Düşük Veraset Vergisi Uygulanması
Kanun‘un 2. maddesiyle; 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 16. maddesine eklenen üçüncü fıkra ile; Yurt Dışından Elde Edilen Kazanç Ve İratlar İçin getirilen Vergi İstisnası istisnasından yararlanan kişilerin, 20 yıllık süre içinde vefatı halinde istisna süresi içerisinde gerçekleşen veraset yoluyla mal intikallerinde, vergi %1 oranında uygulanacaktır.
Teknogirişim Şirketi Çalışanlarına Pay Senedi Verilmek Suretiyle Sağlanan Menfaatlerde Ücret İstisnası
Kanun‘un 3. maddesiyle; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 17. Maddesinde yapılan değişiklikle; Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca belirlenen kriterlere göre teknogirişim şirketi niteliğine sahip işverenlerce çalışanlara bedelsiz veya indirimli olarak verilen pay senetlerine ilişkin ücret istisna uygulamasında üst sınır, ilgili yıldaki brüt ücretin iki katı olarak yeniden belirlenmiş ve bu şekilde iktisap edilen pay senetlerinin elde tutulma süreleri kısaltılmıştır.
Buna göre; istisna tutarı üst sınırının 1 yıllık brüt ücret tutarından 1 yıllık brüt ücret tutarının 2 katına çıkarılmış, bu şekilde iktisap edilen ücret niteliğindeki pay senetlerinin belirtilen sürelerde çalışan tarafından elden çıkarılması durumunda uygulanan istisna tutarının vergi ziyaı ceza uygulanmaksızın gecikme faizi ile birlikte geri alınması uygulamasında; iktisap tarihinden itibaren 3 tam yıl içerisinde elden çıkarılması halinde istisna edilen verginin tamamının geri alınmasında süre 2 yıla, iktisap tarihinden itibaren 4 ila 6 yıl içinde elden çıkarılmasında istisna edilen verginin %75 ‘inin geri alınmasında süre 3 ila 4 yıla, iktisap tarihinden itibaren 7 ile 12 yıl içinde elden çıkarılmasında istisna edilen verginin %25’inin geri alınmasında ise süre 5 ila 6 yıla indirilmiştir.
Yurt Dışından Elde Edilen Kazanç Ve İratlar İçin Belirli Şartlarda Vergi İstisnası Getirilmesi
Kanun‘un 4. maddesiyle; 193 sayılı Kanuna mükerrer 20/C maddesinden sonra eklenen 20/D maddesi ile; yurt dışından elde edilen kazanç ve iratlar için belirli şartlarda vergi istisnası getirilmiştir.
Buna göre; Türkiye’de yerleşmiş sayılmasından önceki son üç takvim yılında Türkiye’de yerleşmiş sayılmama ve vergi mükellefiyeti bulunmama şartlarını sağlayan gerçek kişilerce Türkiye dışında elde edilen kazanç ve iratları 20 yıl boyunca gelir vergisinden istisnadır.
Bu kapsamda kazanç ve iratlar için yıllık beyanname verilmeyecek, diğer gelirler nedeniyle beyanname verilmesi halinde de bu gelirler beyannameye dahil edilmeyecektir.
İstisna kapsamındaki kazanç ve iratlara ilişkin gider ve maliyetler, vergiye tabi kazanç ve iratların tespitinde dikkate alınmayacaktır.
Bu istisna kapsamındaki kazanç ve iratlar nedeniyle yabancı memleketlerde ödenen vergiler Türkiye’de tarh edilen gelir vergisinden mahsup edilemeyecektir.
İstisnaya ilişkin şartların taşınmadığının sonradan tespit edilmesi halinde tahakkuk ettirilmeyen vergiler, ziyaa uğramış sayılacaktır.
Nitelikli Hizmet Merkezlerinin Kurulması
Kanun‘un 6. maddesiyle; 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanununa eklenen Ek 1. madde ile; 4875 sayılı Kanun kapsamında nitelikli hizmet merkezlerinin kurulmasına imkan sağlanmıştır.
Nitelikli hizmet merkezi, en az üç farklı ülkede aktif olarak faaliyet gösteren, ilişkili şirket veya şirketler topluluğuna yönelik hizmet sunmak belirtilen faaliyetleri yapmak üzere kurulan, yıllık hasılatlarının en az %80'ini yurt dışındaki ilişkili şirketlerden veya şirketler topluluğundan elde eden sermaye şirketleri olarak tanımlanmıştır.
Nitelikli hizmet merkezlerinin vereceği hizmetler;
a) Finansal danışmanlık, stratejik yönetim danışmanlığı, risk yönetimi, nakit ve likidite yönetimi, fonlama ve borçlanma işlemleri, yatırım ve sermaye yapısı planlaması, bütçeleme, finansal raporlama ve analiz, uluslararası muhasebe ve uyum, denetim, dijital dönüşüm ve teknoloji danışmanlığı, yatırım ve veri analizi, hukuk danışmanlığı (yurt içi faaliyetlere veya Türk hukukuna yönelik hukuk danışmanlığı, sadece 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu kapsamında hizmet verebilecek avukat veya avukat ortaklığından alınmak suretiyle), tanıtım, marka yönetimi, insan kaynakları ve eğitim hizmetleri ile bu hizmetlere ilişkin koordinasyon ve yönetim hizmeti,
b) Satış, satış sonrası destek, teknik destek, araştırma ve geliştirme, dış tedarik, yeni geliştirilen ürünlerin test edilmesi, laboratuvar hizmetleri gibi faaliyetlere ilişkin koordinasyon ve yönetim hizmeti
olarak belirtilmiştir.
Bu hizmetleri doğrudan ifa eden ve destek personeli dışında kalan çalışanlar da nitelikli hizmet personeli sayılacaktır.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığının görüşünü almak suretiyle maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi verilmiştir.
Nitelikli Hizmet Merkezlerinde Çalışan Persone Gelir Vergisi Istisnası
Kanun‘un 5. maddesiyle; 193 sayılı Kanunun 23. maddesinin birinci fıkrasına eklenen bent ile; 4875 sayılı Kanun kapsamında nitelikli hizmet merkezlerinde istihdam edilen nitelikli hizmet personelinin ücretleri belirli sınırlar dahilinde gelir vergisinden istisna edilmiştir.
Buna göre; nitelikli hizmet merkezlerinde istihdam edilen nitelikli hizmet personelinin ücretlerinin brüt asgari ücretin üç katını aşmayan kısmı gelir vergisinden istisnadır.
Tüm çalışanların yararlandığı asgari ücret istisnası ile birlikte Nitelikli hizmet merkezlerinde istihdam edilen nitelikli hizmet personele brüt asgari ücretin dört katına kadar gelir vergisi istisnası sağlanmış olacaktır.
Bu İstisna, Cumhurbaşkanı’nca uygun bulunan endüstri bölgelerinde ve katılımcı belgesi alarak İstanbul Finans Merkezinde faaliyet gösteren nitelikli hizmet merkezleri açısından ise brüt asgari ücretin beş katı olarak uygulanacaktır.
Cumhurbaşkanı’na, bu bentte yer alan üç ve beş katlarını birlikte veya ayrı ayrı bir kata kadar belirleme, iki katına kadar artırma konusunda yetki de verilmiştir.
Transit Ticaret , Nitelikli Hizmet Merkezi ve Finansal Hizmet İhracatı Kazanç İstisnası
Kanun‘un 7. ve 9. maddesiyle; 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 10. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi değiştirilerek ve yeni eklenen j bendi ile; Kurumlar Vergisi Kanununda yer alan kazanç indiriminin kapsamı genişletilmiş ve İstanbul Finans Merkezi (İFM) dışında faaliyette bulunup yurt dışından satın alınan malların Türkiye'ye getirilmeksizin yurt dışında satılmasından (transit ticaretten) veya yurt dışında gerçekleşen mal alım satımlarına aracılık edilmesinden elde edilen kazançların %95'inin Kurumlar vergisi matrahının tespitinde; kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla, kurum kazancından indirilmesine imkan sağlanmıştır.
Ayrıca Cumhurbaşkanı’nca uygun bulunan endüstri bölgelerinde ve 7412 sayılı İstanbul Finans Merkezi Kanunu hükümlerine göre katılımcı belgesi alarak İstanbul Finans Merkezinde faaliyette bulunan kurumlar bakımından ise bu oran %50’den %100’e yükseltilmiştir.
Transit ticaret ve yurt dışı aracılık faaliyetlerinden elde edilen kazançlar bakımından indirimden yararlanılabilmesi için, kazancın ilgili hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye transfer edilmesi ve aracılık faaliyetinde malların satıcısı ile alıcısının Türkiye’de bulunmaması şarttır.
Nitelikli hizmet merkezleri için de, kazancın yıllık kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye transfer edilmesi şartıyla, merkezin faaliyete geçtiği hesap döneminden itibaren yirmi hesap dönemi boyunca uygulanacaktır.
Cumhurbaşkanına, söz konusu indirim oranlarını %50’ye kadar indirme, %100’e kadar artırma yetkisi verilmiştir.
İmalat ve Zirai Üretime Düşük Kurumlar Vergisi Oranı
Kanun‘un 8. maddesiyle; 5520 sayılı Kanunun 32. maddesinin sekizinci fıkrası değiştirilerek; sanayi sicil belgesini haiz ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları ile zirai üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran bu üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları için kurumlar vergisi oranı 2027 yılı ve izleyen vergilendirme dönemlerinden itibaren %12,5 olarak belirlenmiştir.
Bu fıkra kapsamında indirimli orandan faydalanılan kazançlar için münhasıran ihracattan elde edilen kazançlar için uygulanan 5 puanlık indirimden ayrıca yararlanılamayacaktır.
Bazı Kazançların Yurtiçi Asgari Kurumlar Vergisi Hesabında Düşülebilmesi
Kanun‘un 9. maddesiyle; 5520 sayılı Kanunun 32/C maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikle; transit ticaret ve nitelikli hizmet merkezleri kazançlarına sağlanan indirimler ile İstanbul Finans Merkezi Kanununda finansal hizmet ihracına yönelik sağlanan kurumlar vergisi kazanç indirimi, yurtiçi asgari kurumlar vergisinin hesaplamasında kurum kazancından düşülebilecektir.
Yeni Yurtiçi ve Yurtdışı Varlık Barışı Düzenlemesi
Kanun‘un 10. maddesiyle; 5520 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici 19. madde ile; gerçek ve tüzel kişilerce sahip olunan yurt dışında bulunan; para, döviz, altın, hisse senedi, tahvil ve diğer menkul kıymetlerin 31.07.2027 tarihine kadar Türkiye’ye getirilmek suretiyle milli ekonomiye kazandırılması imkanı getirilmiş, ayrıca gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter ve kayıtlarında yer almayan aynı tür varlıklarını bildirime konu etmelerine imkan sağlanmıştır.
Ayrıca gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye'de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları, 31.07.2027 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirilebilecektir.
Bildirilen varlıkların bildirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kurumlara yatırılmak suretiyle tevsik edilmesi zorunludur.
Bildirilen varlıklar bildirim tarihi itibarıyla kanuni defterlere kaydedilecektir. Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, bu madde hükümleri uyarınca kanuni defterlerine kaydettikleri kıymetler için pasifte özel fon hesabı açacaklar ve bu fon hesabı bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçmedikçe işletmeden çekilemeyecek, sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamayacaktır. Bu fon işletmenin tasfiye edilmesi halinde ise vergilendirilmez.
Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler, söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca gösterecekler ancak bu varlıklar dönem kazancının tespitinde dikkate alınmayacak ve bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçmesi koşuluyla vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebilecektir.
Gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayanlar, bildirimde bulundukları varlıklarını maddede yer alan sürede Türkiye’ye getirmeleri, yurt içindeki varlıklarını bildirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kurumlara yatırmak suretiyle tevsik etmeleri durumlarında maddenin dördüncü fıkrasında yer alan şartlar aranmaksızın madde hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
Banka ve aracı kurumlarca bildirilen varlıkların değeri üzerinden %5 oranında vergi alınacaktır.
Banka ve aracı kurumlar, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak bildirim sahibinden, varlıkların değeri üzerinden %5 oranında peşin olarak tahsil ettikleri vergiyi, bildirimi izleyen ayın on beşinci günü akşamına kadar vergi sorumlusu sıfatıyla bir beyanname ile bağlı bulundukları vergi dairesine beyan eder ve aynı sürede öderler.
Ancak, bildirilen varlıkların vadeli hesaplarda, 4749 sayılı Kanun kapsamında ihraç edilen devlet iç borçlanma senetleri ile kira sertifikalarında veya girişim sermayesi yatırım fonlarında belirli sürelerle tutulacağının taahhüt edilmesi halinde daha düşük oranlı vergileme uygulanacaktır.
Buna göre; varlıkların en az 5 yıl tutulacağının taahhüt edilmesi halinde vergi oranı %0, 4 yıl için %1, 3 yıl için %2, 2 yıl için %3 ve 1 yıl için %4 olarak uygulanacaktır.
Ayrıca 01.01.2027 tarihinden itibaren yapılacak bildirimlerde bu oranlara yarım puan artırım uygulanacaktır.
Ödenen vergi, hiçbir suretle gider yazılamaz ve başka bir vergiden mahsup edilemeyecektir. Bildirime konu edilen varlıkların elden çıkarılmasından doğan zararlar da, gelir veya kurumlar vergisi uygulaması bakımından gider veya indirim olarak kabul edilmeyecektir.
Bildirilen varlıklara ilişkin olarak ilgili maddede yer alan şartların sağlanması kaydıyla, söz konusu beyan edilen varlıklar nedeniyle herhangi bir vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacaktır.
Ayrıca diğer nedenlerle başlayan vergi incelemeleri sonucunda bulunan matrah farklarının bildirilen varlıklardan kaynaklandığının tespit edilmesi halinde, belirli şartlarla tarhiyat yapılmaması imkanı getirilmiştir.
Cumhurbaşkanına bildirim süresini uzatma, Hazine ve Maliye Bakanlığına ise uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi verilmiştir.
Teknoloji ve Girişimcilik Destekleri
Kanun‘un 11. maddesiyle; 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanunun 3. Maddesine eklenen 15. Ve 16. Fıkralar ile; teknogirişim rozetine sahip şirketlerin finansmana erişimini kolaylaştırılmak ve kuluçka girişimcileri tarafından kurulacak dijital şirketlerin erken dönem yükümlülükleri hafifletmek suretiyle bu girişimlerin kaynaklarını yenilikçi faaliyetlere yönlendirebilmelerine imkan sağlanmaktadır.
Buna göre; 5746 sayılı Kanunda yapılan düzenleme ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca verilen teknogirişim rozetine sahip halka açık olmayan şirketlerin paya dönüştürülebilir borç sözleşmelerine dayanarak yapacakları şarta bağlı sermaye artırımlarında, 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun şarta bağlı sermaye artırımına ilişkin hükümler uygulanmayacaktır.
Ayrıca, 4691 sayılı Kanun kapsamında kuluçka girişimcisi olmaya hak kazanmış girişimciler tarafından Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca belirlenecek dijital şirket tanımına uygun olarak kurulan ve işletilen şirketler, kuruluş tarihi itibarıyla üç yıla kadar, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 24. maddesinde tanımlı ücret ve aidat ödemelerinden muaf tutulmuştur.
İstanbul Finans Merkezine (İFM) Gelir Vergisi İndiriminin Kapsamının Genişletilmesi
Kanun‘un 12. maddesiyle; İstanbul Finans Merkezinde (İFM) katılımcı belgesi alarak finansal faaliyette bulunan kuruluşların yurt dışı tecrübesi olan personel istihdam etmeleri halinde % 100 olarak uygulanan gelir vergisi indirimi, İstanbul Finans Merkezinde (İFM) faaliyet gösterecek tüm katılımcıları da kapsayacak şekilde genişletilmiştir.
Ayrıca, 7412 sayılı İstanbul Finans Merkezi Kanununu kapsamında ücret istisnasından yararlanan hizmet erbabının Gelir Vergisi Kanunu’nun 23. maddesinin birinci fıkrasının (20) numaralı bendinde yer alan nitelikli hizmet merkezlerinde çalışan personel gelir vergisi istisnasından yararlanamayacaktır.
İstanbul Finans Merkezinde (İFM) Kurumlar Vergisi İndirimi Ve Harç Muafiyet Uygulama Süresinin Uzatılması
Kanun‘un 13. maddesiyle; İstanbul Finans Merkezinde (İFM) faaliyette bulunan kuruluşların kazançları için 2031 yılına kadar % 100 olarak uygulanan kurumlar vergisi indirimi süresi, 2047 yılına uzatılmış, bu kuruluşlara kuruluş ve izinleri için finansal faaliyet harçları yönünden 5 yıl süreyle sağlanan muafiyeti 20 yıla çıkarılmıştır.
Yürürlük
Kanun’un; yurt dışından elde edilen kazanç ve iratlar için belirli şartlarda vergi istisnası getirilmesine dair 4. maddesi, 01.01.2026 tarihinden itibaren Türkiye’ye yerleşmiş sayılanlara uygulanmak üzere 04.06.2026 tarihinde,
Transit ticaret ve hizmet ihracatı kazanç istisnasına dair 7. ve 9. maddeleri, 01.07.2026 tarihinden itibaren verilmesi gereken beyannamelerden başlamak ve 01.01.2026 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemine (özel hesap dönemi tayin edilen kurumlar için 01.01.2026 tarihinden itibaren başlayan hesap dönemine) ait kurum kazançları için geçerli olmak üzere 04.06.2026 tarihinde,
İmalat ve zirai üretime düşük kurumlar vergisi oranına dair 8. maddesi, 2027 yılı ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlara, özel hesap dönemine tabi olan kurumların ise 2027 takvim yılında başlayan özel hesap dönemi ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlarına uygulanmak üzere 04.06.2026 tarihinde,
yürürlüğe girecek olup diğer düzenlemeler ise 04.06.2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
7582 sayılı Kanuna ulaşmak için tıklayınız.
Saygılarımızla.
Esas Bağımsız Denetim S. M. Mali Müşavirlik A. Ş.